7 Aralık 2017 Perşembe

E Fatura Yerine Kağıt Fatura Düzenlenmesi Nedeniyle Kesilen Özel Usulsüzlük Cezası (Vuk 353/1)




E fatura uygulaması 421 No.lu VUK Genel Tebliği ile bazı mükellefler için 2014 yılı içinde zorunlu hale getirilmiştir. Son olarak ise 20.06.2015 tarihinde yayınlanan 454 No.lu VUK Genel Tebliği ile e-fatura kapsamına girecek mükelleflerin tespiti hakkında geçerli olacak hadler açısından süreklilik arz edecek bir düzenleme yapılmıştır.

E fatura uygulaması  kendisiyle beraber bir çok aksaklıkta meydana getirmiştir. E faturaya tabi olduğu halde sehven kağıt fatura düzenleyenlerin sayısı oldukça fazladır. İdare tarafından E faturaya tabi olduğu halde kağıt fatura düzenleyen mükelleflere   VUK Madde 353/1'de "Verilmesi ve alınması icabeden faturanın verilmemesi, alınmaması veya düzenlenen bu belgelerde gerçek meblağdan farklı meblağlara yer verilmesi halinde; bu belgeleri düzenlemek ve almak zorunda olanların her birine, her bir belge için (2016 yılı için) 210 TL'den az olmamak üzere bu belgelere yazılması gereken meblağın veya meblağ farkının % 10'u nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilir." hükmü nedeniyle para cezaları kesilmektedir. 

VUK Madde 353/1' de kağıt fatura ile e-fatura ayrımı bulunmamakta olup 421 No.lu Tebliğ ile 4.4.2015 tarihine kadar uygulanan ‘’e-fatura düzenlenmesi gerektiği halde kağıt fatura düzenlenmesi halinde bu kağıt faturanın hiç düzenlenmemiş sayılacağı” hükmü, uygulamada karşılaşılan ciddi sorunlar neticesinde ve ayrıca VUK’nun 3. Maddesinde yer verilen vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu ilkesinden hareketle 4.4.2015 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır.

Bu nedenle düzenlenen ve kullanılan bir faturanın olması ve VUK Madde 353/1' de sayılan fiillerden en az birinin gerçekleşmemesi halinde idare tarafından özel usulsuzluk cezası kesilmesi kanuna aykırıdır.



DİLEKÇE ÖRNEĞİ




ŞANLIURFA NÖBETÇİ VERGİ MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA
                                                                                           

DAVACI                      :Ordi ...
                                      Organize Sanayi Eyübiye/ŞANLIURFA

VEKİLİ                       :Av.Mehmet Emin UYGUNER
                                      Paşabağı Mh.765.Sk.Adliye İş Merkezi No:4 Haliliye/ŞANLIURFA

DAVALI                        :ŞANLIURFA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
                                      (Şehitlik Vergi Dairesi Müdürlüğü)

CEZANIN NEVİ      : E-fatura yerine düzenlenen kağıt fatura nedeniyle 213 Sayılı V.U.K  353/1 gereği özel usulsüzlük cezası

CEZANIN MİKTARI  : 12.740,81 TL

VERGİLENDİRME 
DÖNEMİ                    : 12/2016

İŞLEMİN TEBLİĞ
TARİHİ                    : 31/07/2017

TALEP KONUSU : Şehitlik vergi dairesi müdürlüğü nün 20170724135060000003 İhbarname kesin fiş numarasıyla 12/2016 dönemi için kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması talebinden ibarettir.

AÇIKLAMALAR:

1-) Müvekkil şirket Ordi ile .... Çırçır ve Prese fabrikası arasında ticari bir alış veriş yapılmış ve bu alış veriş nedeniyle .... Çırçır ve Prese fabrikası tarafından eksiksiz ve gerçeğe uygun bir kağıt fatura düzenlenmiştir. Ek-1

2-) Müvekkil şirket tarafından kabul edilen faturanın eksiksiz ve gerçeğe uygun olmasına rağmen davalı idare tarafından E-fatura yerine kağıt fatura düzenlendiğinden bahisle 213 Sayılı V.U.K  353/1 maddesi uyarınca  12.740,81 TL TL özel usulsüzlük cezası kesilmiştir. Ek-2

3-) .... Çırçır ve Prese Fabrikası tarafından 20.12.2016 tarih ve 104862 seri numarasıyla gerçek meblağ ve bilgileri içeren bir kâğıt fatura düzenlenmiştir.   Sayın mahkemenin de takdir edeceği üzere 421 No.lu Tebliğ ile 4.4.2015 tarihine kadar uygulanan ‘’e-fatura düzenlenmesi gerektiği halde kağıt fatura düzenlenmesi halinde bu kağıt faturanın hiç düzenlenmemiş sayılacağı” hükmü, uygulamada karşılaşılan ciddi sorunlar neticesinde ve ayrıca VUK’nun 3. Maddesinde yer verilen vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu ilkesinden hareketle 4.4.2015 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır.


.............................................................................
..................................................................................................

3 Ocak 2017 Salı

USULSÜZ TEBLIGAT

           A. Tebliğ Kelimesinin Anlamı

     Tebliğ kelimesi Arapça kökenli olup, sözlük anlamı bildirme duyurma, anlatma olarak tanımlanmaktadır.[1] Tebligat tebliğ kelimesinin çoğulu olan tebliğler ile aynı anlamda olup hukuksal bir işlemin ilgilisine yasanın öngördüğü usul ve esaslar çerçevesinde bildirilmesidir.[2]

            B.Tebligatın Amacı

HMK nın 27. Maddesinde ‘’Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler’’ denilmek suretiyle tarafların yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesi güvence altına alınmıştır. Anayasanın  36.Maddesinde de ‘’Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir’’ denilmek suretiyle adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Dolayısıyla tebligat ile tarafların mahkemeler nezdinde adil yargılanma hakkı, hukuki dinlenilme hakkı gibi temel haklarını kullanma, haklarında açılan takip ve davalardan haberdar olmaları,  delil sunma ve gerekli itirazları yapma olanağı sağlanması amaçlanmaktadır.

Tebligatın taraflara nasıl, nerede yapılacağı hususu ise tebligat kanunu, tüzük ve tebligat kanunun uygulanmasına dair yönetmelikle düzenlenmiştir.  Tebligatın nasıl yapılacağına dair mevcut düzenlemelerin olmasına rağmen bazen tarafların bazen tebliği çıkaran merciinin ve genellikle tebligatın yapan memurun hatası nedeniyle usulsüz tebligat gündeme gelmektedir.

              C. Usulsüz Tebligat

           Kısaca tebligatın tarafların iddia ve savunmalarını yargı önüne getirmelerine olanak sağlayan tek yol olması ve tebligatın bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği olan bir usuli işlem olmas tebligat ile ilgili kanun ve tüzük hükümlerinin ayrıntılarına kadar uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. Aksi halde yapılan tebligat usulsüz tebligat kabul edilmektedir.
           
          Bu nedenle  yüksek mahkemeler tarafından esasa etki etmeyecek şekli eksiklikler dahi usulsüz tebligat olarak kabul edilmekte ve herhangi bir katkımızın olmamasına rağmen biz avukatların yıllarca takip ettiği dava dosyaları  bozulmaktadır.

          1. Bir birinden bağımsız dava dilekçesinin aynı tebligat zarfı ile tebliğe çıkarılması usulsüz tebligattır

       Yargıtay tarafından Humk  md. 73'e göre  mahkemenin tarafları dinlemeden, onlara iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun  davet etmeden karar veremeyeceği, tebligat kanununun 12 ve 13. tebligat tüzüğünün ise 17 ve 18. maddelerinde tüzel kişilere tebligatın nasıl yapılması gerektiğinin belirtildiği, duruşma günü belirtmeden  57  tane bir  birinden  bağımsız  dava dilekçesinin aynı tebligat zarfı ile tebliğe çıkarılmasının davalının savunma hakkını kısıtladığı gerekçeleriyle bozulmasına  karar vermiştir.

          2. Tebligat evrakı üzerine mernis adresi olduğu için TK 21/2 maddesine göre tebligat yapılması yönünde şerh verilmemesi usulsüz tebligattır

         7201 Sayılı Yasa'nın 21. maddesi ile ilgili değişikliğe ilişkin kanun gerekçesinde, 21/1. maddeye göre bilinen en son adrese çıkartılan tebligattan sonuç alınamazsa, 10. madde gereği adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak başkaca araştırma yapılmaksızın o adrese tebligat çıkarılacağı açıklanmıştır. Bunun yapılabilmesi için de tebligatı çıkaran merciin, adresin, adres kayıt sistemindeki mernis adresi olduğunu ve tebligatın Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre yapılacağını tebliğ evrakında belirtmesi gerekmektedir.

     Uygulamada tebligat parçası üzerine sadece ‘’MERNİS ADRESİDİR’’ ibaresiyle Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebligat yapılmaktadır. Ancak Yargıtay tarafından sadece mernis adresinin yazılı olmasını yeterli görülmemekte ve şartları oluşmasına rağmen yapılan tebligatı memurun kendiliğinden Tebligat Kanunu'nun 21/2.maddesine göre tebligat yaptığını kabul ederek bozma nedeni yapmaktadır.[3]

             3. Tebligat kanunu 10/2 gözardı edilerek 21/2 ye göre yapılan tebligat  usulsüz tebligattır

         Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine eklenen ikinci fıkrasında gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Muhatabın adresi takip alacaklısı (veya davacı) tarafından bildirilmesi halinde normal tebligat çıkarılması gerekmektedir.Bildirilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adresi olması arasında fark bulunmamaktadır. Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2.maddesine göre çıkarılması gerekmektedir. Yüksek mahkeme 22.04.2013  tarihli kararında‘’şikayet konusu yapılan tebligatın, TK.'nun 10/2. maddesi gözardı edilerek, borçluya önceden hiçbir tebligat çıkarılmadan ve yasal şartları oluşmadan doğrudan doğruya TK.'nun 21/2 maddesine göre çıkartıldığı ve bu tebligatın yukarıda anlatılan nedenlerle usule aykırı olduğu görülmüştür’’[4] denilmek suretiyle tebligat kanunu 10/2 gözardı edilerek 21/2 ye göre yapılan tebligatın usulsüz tebliğ olduğu yönünde karar verilmiştir.

               4. Geçici olarak yurt dışında bulunan şahsın  aynı konutta yaşayan yakınına yapılan tebligat  usulsüz tebligattır

           Yerel mahkeme tarafından ‘’ borçlunun şikayet dilekçesi ekinde bulunan pasaport ülkeleri incelendiğinde 26/02/2016 tarihinde çıkış, 16/03/2016 tarihinde giriş yaptığı tebligat tarihi olan 07/03/2016'da Türkiye'de bulunmamaktadır. Hakimin uyuşmazlığın niteliğini belirlemesi görevi gereğince, her ne kadar dava dilekçesinde gecikmiş itiraz dense de usulsüz tebliğ şikayetinin kabul edilerek, TK m 16'ya göre yapılan tebliğ usulsüz olup, tebliğ tarihinin mahkememizde dava açılış tarihi olan 18/03/2016 olarak düzeltilmesine, yapılan takibin ilamsız takip olması nedeniyle borca itirazların icra müdürlüğüne yapılması gerektiğinden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur’’[5] denilmek suretiyle Tebligat Kanunu'nun 16. maddesine göre yapılan tebligat nedeniyle mahkeme nezdinden yapılan gecikmiş itirazı kabul etmeyerek geçici olarak yurt dışından bulunan kişinin yakınına Tebligat Kanunu'nun 16. maddesine göre yapılan tebligatın usulsüz tebliğ şikayeti olduğu yönünde karar verilmiştir.

               D. Usulüne Aykırı Yapılan  Tebligatın Hükmü (Teb.K.m.32)

        Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebligatı öğrenmiş ise geçerli sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihidir.Muhatap,usulsüz tebligatı öğrenmemiş ise tebligat yapılmamış sayılır.[6] (Teb.Tüz.m.51)









[1] Ruhi, Ahmet Cemal, Tebligat Hukuku( En Son Yargıtay İçtihatları ile), Seçkin Yayınları, 8. Bası, Ankara    2013, sh. 15.
[2] Yılmaz,Ejder/ Çağlar, Tacar, Tebligat Hukuku, Yetkin Yayınları, 6.  Bası, Ankara 2013, sh. 39.

[3] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi  Esas No : 2015/9101 Karar No : 2015/20107

[4] Yargıtay  12.Hukuk Dairesi Esas No : 2013/6563 Karar No  2013/15293 Karar Tarihi:22.04.2013

[5] Şanlıurfa 1. İcra Hukuk Mahkemesi 2016/234 Esas Karar No : 2016/434

[6] Geçersiz tebligatlarda, kişinin beyanında geçen tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesi gerekir. (6.HD 7.7.2003 T. E.2003/5114 K.2003/52 - 12.HD 23.12.2004 T. E.2004/22874 K. 2004/26655 - HGK 5.6.1991 T. E.1991/12-258 K. 1991/344 – HGK 19.03.2003 T.E. 2003/6-169 K. 2003/183)

“Tebligatın usulüne uygun olmaması halinde muhatabın takipten haberdar olduğu tarih tebliğ tarihi olarak kabul edilmelidir.” (12.HD. 30.5.2005 T. E. 2005/7751 K. 2005/11569)14
Usulsüz (geçersiz) tebligat halinde, muhatabın belirttiği tebligatı öğrenme tarihinin aksi ancak yazılı belge ile kanıtlanabilir.Tanıkla ispat edilemez.(12.HD 4.10.2002 T. E.2002/18340 K.2002/20022 - HGK 2.02.1969 T. 1967/172-107 - 2.HD 25.09.2003T. E. 2003/14652 K.2003/18453 -12.HD 01.12.2000 T. E.2000/18136 K.2000/18872)