A. Tebliğ Kelimesinin Anlamı
Tebliğ kelimesi Arapça kökenli olup,
sözlük anlamı bildirme duyurma, anlatma olarak tanımlanmaktadır.[1] Tebligat
tebliğ kelimesinin çoğulu olan tebliğler ile aynı anlamda olup hukuksal bir
işlemin ilgilisine yasanın öngördüğü usul ve esaslar çerçevesinde
bildirilmesidir.[2]
B.Tebligatın Amacı
HMK nın 27. Maddesinde ‘’Davanın
tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile
bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler’’ denilmek
suretiyle tarafların yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,
açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak
değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesi
güvence altına alınmıştır. Anayasanın 36.Maddesinde de ‘’Herkes,
meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı
veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir’’ denilmek
suretiyle adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Dolayısıyla tebligat
ile tarafların mahkemeler nezdinde adil yargılanma hakkı, hukuki
dinlenilme hakkı gibi temel haklarını kullanma, haklarında açılan takip ve
davalardan haberdar olmaları, delil sunma ve gerekli itirazları yapma
olanağı sağlanması amaçlanmaktadır.
Tebligatın taraflara nasıl, nerede
yapılacağı hususu ise tebligat kanunu, tüzük ve tebligat kanunun uygulanmasına
dair yönetmelikle düzenlenmiştir. Tebligatın nasıl yapılacağına dair
mevcut düzenlemelerin olmasına rağmen bazen tarafların bazen tebliği çıkaran
merciinin ve genellikle tebligatın yapan memurun hatası nedeniyle usulsüz tebligat
gündeme gelmektedir.
C. Usulsüz Tebligat
Kısaca tebligatın tarafların iddia ve savunmalarını yargı önüne getirmelerine olanak sağlayan tek yol olması ve tebligatın bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği olan bir usuli işlem olmas tebligat ile ilgili kanun ve tüzük hükümlerinin ayrıntılarına kadar uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. Aksi halde yapılan tebligat usulsüz tebligat kabul edilmektedir.
Bu
nedenle yüksek mahkemeler tarafından esasa etki etmeyecek şekli
eksiklikler dahi usulsüz tebligat olarak kabul edilmekte ve herhangi bir
katkımızın olmamasına rağmen biz avukatların yıllarca takip ettiği dava
dosyaları bozulmaktadır.
1. Bir birinden bağımsız dava dilekçesinin aynı
tebligat zarfı ile tebliğe çıkarılması usulsüz tebligattır
Yargıtay tarafından Humk md. 73'e göre mahkemenin tarafları dinlemeden, onlara iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun davet etmeden karar veremeyeceği, tebligat kanununun 12 ve 13. tebligat tüzüğünün ise 17 ve 18. maddelerinde tüzel kişilere tebligatın nasıl yapılması gerektiğinin belirtildiği, duruşma günü belirtmeden 57 tane bir birinden bağımsız dava dilekçesinin aynı tebligat zarfı ile tebliğe çıkarılmasının davalının savunma hakkını kısıtladığı gerekçeleriyle bozulmasına karar vermiştir.
2. Tebligat evrakı üzerine mernis adresi olduğu için
TK 21/2 maddesine göre tebligat yapılması yönünde şerh verilmemesi usulsüz
tebligattır
7201 Sayılı Yasa'nın 21.
maddesi ile ilgili değişikliğe ilişkin kanun gerekçesinde, 21/1. maddeye göre
bilinen en son adrese çıkartılan tebligattan sonuç alınamazsa, 10. madde gereği
adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak başkaca araştırma yapılmaksızın o
adrese tebligat çıkarılacağı açıklanmıştır. Bunun yapılabilmesi için de
tebligatı çıkaran merciin, adresin, adres kayıt sistemindeki mernis adresi
olduğunu ve tebligatın Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre
yapılacağını tebliğ evrakında belirtmesi gerekmektedir.
Uygulamada tebligat parçası üzerine
sadece ‘’MERNİS ADRESİDİR’’ ibaresiyle Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine
göre tebligat yapılmaktadır. Ancak Yargıtay tarafından sadece mernis adresinin
yazılı olmasını yeterli görülmemekte ve şartları oluşmasına rağmen yapılan
tebligatı memurun kendiliğinden Tebligat Kanunu'nun 21/2.maddesine
göre tebligat yaptığını kabul ederek bozma nedeni yapmaktadır.[3]
3. Tebligat kanunu 10/2 gözardı
edilerek 21/2 ye göre yapılan tebligat usulsüz tebligattır
Tebligat Kanunu'nun 10.
maddesine eklenen ikinci fıkrasında gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili
olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Muhatabın adresi takip alacaklısı
(veya davacı) tarafından bildirilmesi halinde normal tebligat çıkarılması
gerekmektedir.Bildirilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi veya
başka bir adresi olması arasında fark bulunmamaktadır. Bildirilen adrese
çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, muhatabın adres kayıt
sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2.maddesine göre
çıkarılması gerekmektedir. Yüksek mahkeme 22.04.2013 tarihli kararında‘’şikayet
konusu yapılan tebligatın, TK.'nun 10/2. maddesi gözardı edilerek, borçluya
önceden hiçbir tebligat çıkarılmadan ve yasal şartları oluşmadan doğrudan
doğruya TK.'nun 21/2 maddesine göre çıkartıldığı ve bu tebligatın yukarıda
anlatılan nedenlerle usule aykırı olduğu görülmüştür’’[4] denilmek suretiyle tebligat kanunu 10/2 gözardı edilerek 21/2 ye göre yapılan tebligatın
usulsüz tebliğ olduğu yönünde karar verilmiştir.
4. Geçici olarak yurt dışında
bulunan şahsın aynı konutta yaşayan yakınına yapılan
tebligat usulsüz tebligattır
Yerel mahkeme
tarafından ‘’ borçlunun şikayet dilekçesi ekinde
bulunan pasaport ülkeleri incelendiğinde 26/02/2016 tarihinde çıkış, 16/03/2016
tarihinde giriş yaptığı tebligat tarihi olan 07/03/2016'da Türkiye'de
bulunmamaktadır. Hakimin uyuşmazlığın niteliğini belirlemesi görevi gereğince,
her ne kadar dava dilekçesinde gecikmiş itiraz dense de usulsüz tebliğ
şikayetinin kabul edilerek, TK m 16'ya göre yapılan tebliğ usulsüz olup, tebliğ
tarihinin mahkememizde dava açılış tarihi olan 18/03/2016 olarak
düzeltilmesine, yapılan takibin ilamsız takip olması nedeniyle borca itirazların
icra müdürlüğüne yapılması gerektiğinden reddine karar vermek gerekmiş ve
aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur’’[5] denilmek suretiyle Tebligat
Kanunu'nun 16. maddesine göre yapılan tebligat nedeniyle mahkeme nezdinden
yapılan gecikmiş itirazı kabul etmeyerek geçici olarak yurt dışından bulunan
kişinin yakınına Tebligat Kanunu'nun 16. maddesine göre yapılan
tebligatın usulsüz tebliğ şikayeti olduğu yönünde karar verilmiştir.
D. Usulüne Aykırı Yapılan
Tebligatın Hükmü (Teb.K.m.32)
Tebliğ usulüne aykırı yapılmış
olsa bile, muhatabı tebligatı öğrenmiş ise geçerli sayılır. Muhatabın beyan
ettiği tarih, tebliğ tarihidir.Muhatap,usulsüz tebligatı öğrenmemiş ise
tebligat yapılmamış sayılır.[6] (Teb.Tüz.m.51)
[1] Ruhi, Ahmet Cemal, Tebligat
Hukuku( En Son Yargıtay İçtihatları ile), Seçkin Yayınları, 8. Bası, Ankara
2013, sh. 15.
[2] Yılmaz,Ejder/ Çağlar, Tacar,
Tebligat Hukuku, Yetkin Yayınları, 6. Bası, Ankara 2013, sh. 39.
[3] Yargıtay
12. Hukuk Dairesi Esas No : 2015/9101 Karar No
: 2015/20107
[4] Yargıtay 12.Hukuk
Dairesi Esas No : 2013/6563 Karar
No 2013/15293 Karar Tarihi:22.04.2013
[5] Şanlıurfa 1. İcra
Hukuk Mahkemesi 2016/234 Esas Karar No : 2016/434
[6] Geçersiz tebligatlarda,
kişinin beyanında geçen tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesi gerekir.
(6.HD 7.7.2003 T. E.2003/5114 K.2003/52 - 12.HD 23.12.2004 T. E.2004/22874 K.
2004/26655 - HGK 5.6.1991 T. E.1991/12-258 K. 1991/344 – HGK 19.03.2003 T.E.
2003/6-169 K. 2003/183)
“Tebligatın usulüne uygun olmaması halinde muhatabın
takipten haberdar olduğu tarih tebliğ tarihi olarak kabul edilmelidir.” (12.HD.
30.5.2005 T. E. 2005/7751 K. 2005/11569)14
Usulsüz (geçersiz) tebligat halinde, muhatabın belirttiği
tebligatı öğrenme tarihinin aksi ancak yazılı belge ile kanıtlanabilir.Tanıkla
ispat edilemez.(12.HD 4.10.2002 T. E.2002/18340 K.2002/20022 - HGK 2.02.1969 T.
1967/172-107 - 2.HD 25.09.2003T. E. 2003/14652 K.2003/18453 -12.HD 01.12.2000
T. E.2000/18136 K.2000/18872)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder