Bölüneceğiz…
Şeriat geliyor…
İç ve dış mihrakların işi…
Bu kış komünizm gelecek…
Türkün Türk’ten başka dostu yok…
Bütün iktidarların ‘’meşruiyet arayışlarında
dillerinden düşürmedikleri söylemlerdir.’’
Pek kullanışlı, pek işe yarar söylemlerdir bunlar; Yelpazenin solunda
yer alanlar sağ ile sağında yer alanlarda sol ile korkutur bizi ve bizde
değerli bir siyasetçinin dediği gibi ‘’bertaraf olmamak için bir taraf olmaya ‘’gayret
ederiz hiç düşünmeden. Sonra ötekileşmeler başlar, bizim gibi düşünmeyen herkes
kötüdür, zaten iyi olsa o da bizim gibi olurdu…
Ve istenilen şey olmuştur artık iktidar koltuğu
iyice sağlamlaşmıştır…
Vakit politikanın temel amacı olan
ganimetin paylaşılması vaktidir. Bütün iyi söylemler unutulmuştur, siyasi
partinin kuruluşu sırasında vaat edilen demokrasi, barış, refah, sosyal-hukuk
devleti gibi şeyler artık sadece yeri gelince tekrar edilir. Ve vaatler
özelikle de hukuk sadece onlar için vardır...
Walter Benjamin ‘’eski iyi şeylerden değil yeni kötü şeylerden başlamamız gerektiği’’ söyler. Eskiden çok iyi şeyler yaşadığımız söylenemez ama yeni korku dönemimiz çok daha kötü.Bahsettiğim dönem, kendilerinin ve mensubu oldukları oluşumun çok mağdur edildiğinden yakınan (hepimizin içini acıtan) ve ileri demokrasi, bireysel özgürlük gibi liberal söylemlerle ortaya çıkan mevcut iktidarın meydana getirdiği yeni korku dönemi.
Yeni korku dönemi diyorum çünkü bir kesim hariç çok korktuğumuz ama hiç renk vermediğimiz bir dönem yaşıyoruz. Hem bu seferki korkularımız yersizde değil sanki zira görünen köy kılavuz istemiyor. Dinler dâhi her şeyin eleştirilebildiği bir dönemde hiç kimsenin iktidarı eleştirememesi, eleştirilerin değil eleştirenlerin ‘’bertaraf edilmesi’’ , dolayısıyla bu kadar çok tutuklunun olması, bir yandan kardeşlik şiarının dilden düşmemesi diğer yandan insanların ölümüne sebebiyet verilmesi, yapılan şeyin kendilerine yapılması halinde hukuksuzluk başkasına yapılınca hukuki olması başlı başına korkmamıza yetiyor. Öyle bir korkudur ki bu; gözleri kör, dilleri lal ediyor. Gaz bombalarıyla, cop ile savunulan bir ileri demokrasi bizi hiç düşündürmüyor. Menfaatleri çatışan bir oluşumu hain ilan etmesi çok sıradan geliyor. Yolsuzlukları yazmayacağım bile. Ne de olsa her iktidar aynısını yapıyor...
Walter Benjamin ‘’eski iyi şeylerden değil yeni kötü şeylerden başlamamız gerektiği’’ söyler. Eskiden çok iyi şeyler yaşadığımız söylenemez ama yeni korku dönemimiz çok daha kötü.Bahsettiğim dönem, kendilerinin ve mensubu oldukları oluşumun çok mağdur edildiğinden yakınan (hepimizin içini acıtan) ve ileri demokrasi, bireysel özgürlük gibi liberal söylemlerle ortaya çıkan mevcut iktidarın meydana getirdiği yeni korku dönemi.
Yeni korku dönemi diyorum çünkü bir kesim hariç çok korktuğumuz ama hiç renk vermediğimiz bir dönem yaşıyoruz. Hem bu seferki korkularımız yersizde değil sanki zira görünen köy kılavuz istemiyor. Dinler dâhi her şeyin eleştirilebildiği bir dönemde hiç kimsenin iktidarı eleştirememesi, eleştirilerin değil eleştirenlerin ‘’bertaraf edilmesi’’ , dolayısıyla bu kadar çok tutuklunun olması, bir yandan kardeşlik şiarının dilden düşmemesi diğer yandan insanların ölümüne sebebiyet verilmesi, yapılan şeyin kendilerine yapılması halinde hukuksuzluk başkasına yapılınca hukuki olması başlı başına korkmamıza yetiyor.
Tüm olanların sebebi öğrenilmiş korkaklıktır. Bir aile geleneğimiz olan korkaklık; polis amcalar seni götürür ile başlayan...
Zamanla hepimiz anlayacağız, bu korkularımızın yersiz olduğunu; ancak dedim ya bizdeki öğrenilmiş bir korkaklıktır. Hani şu aile geleneği olan. Mesela şeriatın gelmeyeceğini anlarız laikliğe bu denli alışmışken, başka halkların Türklerle dost olabileceğini ama kimsenin Türklere muhtaç olmadığını, Sosyalizmin gelmeyeceğini de biliriz. Hatta devlet aygıtına sınırsız güç vereceğinden uğruna hapis yatanların bile sosyalizmin gelmesine üzülebileceğini de....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder